Bir mühendisin Tuzla Piyade Okulu Yedek Subaylık Sınavı macerası

333. Dönem için 1,2,3 Nisan tarihinde İstanbul Tuzla'da yapılacak sınav yerine geldiğimde tarih 31.03.2010 saat 18:30 civarlarıydı. Okulun önünde beklemek yasak olduğu için, yavaştan toplanan asker adayları tertiplerim, nadiren de olsa kimi sevgilisiyle, kimi babasıyla, kimi tam takır sülalecek gelmiş, arabaları piyade okulunun önündeki boş otoparka veya yol kenarına uzun paralel doğrultuda çekmiş,  batan güneşle beraber gece arabada yatmayı düşünenler yavaş adımlarla etrafı dolaşmaktaydı. Bi taraftan evleri banliyoda olan veya okul civarında kalan uyanık vatandaşlarımız, senede 3 dönem 3 gün olan bu olayı geçim kapısı haline getirmiş, arabayı park tarafında yanaştırıp bagajı açan, seyyar tezgahları kuran mı istersiniz, ortalık şen şakrak. Bazı adaylar dörtlüyü kurmuşlar ortaya çıkarmışlar okey masasını bi tarafta termos çay, köfte kokuları etrafta, yazdan kalma bir gece gibiydi. Herkesin arabasında arkada battaniyeler, yastıklar, kimisi kiralık arabayla gelmiş, kimisi ticari araç renault traffic, caddy tarzı. Önce nöbetçi askere sordum, aga dedim kaçta veriliyor bu sıra yawfsss. Dedi gece 12.00 ahannn dedim zıçtık. Sahaya nasıl ulaştığımı da anlatırsam sanırım benim durumumu daha da iyi anlarsınız. Saat 16.00 gibi evden çıktım G.O.P Hamzayerlikaya, tramvayla bi topkapı yaptım 1 saatte cevizlibağdayım. Ordan kalkan 500T Şifa Mah. otobüsüne bindim, 3 lira çift bilet bayıldıktan sonra yaklaşık 1.45 saat bir yolcuğun ardından biraz da indiğim yerden 150 metre yürüdüm. Öyle anlatıldığı gibi günün her saati kalabalık olan, ter kokusunun sindiği, bir bayana bile rastlanması olağan oymayan bir hat değilmiş onu anladım. Tabi gittiğim dönemin de buna etkisi var, Aralık celbinde kankam gece 20.00 da sıra almıştı, bir diğeri de Ağustos celbinde 22.00 aldığı numara 3100 dü gerisini siz düşünün artık, tabi bu kalabalıkta 4 yıllık üniversite mezunlarına tanınan ayrıcalık kaldırılacak söylentilerinin ve ekonomik krizin de büyük bir etkisi vardı. Öte yandan nisan celbinin her zaman diğer dönemlerden daha az yoğun ve denetim bakımından rahat olduğu da herkesin kabul ettiği bir görüş, erler bir ay sonra gidiyor, aralıkta olduğu gibi aynı zamanda değil. Baktım yoğunluk az, sürekli ne zaman sıra verilecek soran tek tük kişi ışıklardan karşıya geçip geri dönüyor, cevap aynı 00.00' da. Benim orada kalma durumum da yok sabahlamam mümkün değil, hava her ne kadar soğuk olmasa da uyuyacak bir yer lazım, yarınki maratonu da düşünecek olursak. Erzurum'da okuyan kimya müh. bi elemanla tanıştım, babasıyla gelmiş araba kiralamışlar burdalar gece. Gezdik tozduk biraz Tuzla'yı da beklerken, caminin oraları falan, baktım kahvehane var vakit geçirmeye, kuaför gördüm dedim eleman yaşadı acayip hasılat götürecek bu bi kaç günde, tabi uzun saçlıları ve sakallıları sınava almadıklarını bildiğim için. Tuzla istasyonu da öğrenmiş oldum 5 dk ilerde. Baktım onların arabada sabahlayacak durumum yok, zaten yeni tanışmışız, saat oldu 21.00 otoparkta 30 bilemedin 4 araç en fazla zaten 5 10 tanesi de seyyar satıcı, beklemenin anlamı yok 00.00'a kadar sırayı alsam bile ulaşım yok mecbur dışarda sabahlamam lazım, verdim benim hüviyet fotokopiyi elemana dedim alabilirsen bana da numara al. Atladım banliyoya Söğütlüçeşme oradan metrobüsle edirnekapıda indim, bi daha aktarma yapıp eve geldiğimde saat 21.30'du. Telefonda konuştum elemanla 00.00'ye doğru askerin haber vermesiyle millet depara kalkınca o da 200. numarayı falan alabilmiş, okul girişinde bi er nufus cüzdanına bakarak isim yazdığı için bana yazamamış dolayısıyla, aslında çok da takmadım çünkü ertesi gün ilk otobüsle okula vardığımda saat 8.00'di ve aldığım sıra 1359 oldu. İçeri alımı da saat 10.00'a kadar durdurmuşlardı fazla kalabalık yavşak sivil olmasın diye etrafta ve benden önce eksiklerle birlikte 1100 kişiyi almışlardı.Gece numara alsam bire 10.00'dan önce girme ihtimalim yoktu. Sabah beklediğimden çok daha fazla kalabalıktı ortam, 3 asker otoparkta masa açmış, gelene suratına bakarak isim yazıyolardı, otoparkta hiç yer kalmamıştı, okul yolunun kenarında araç kuyruğu köprüye kadar uzamıştı. Seyyarlar olayı abartmış emanetçiler etrafta cep telefonu alınır diye dolaşıyolardı, vay dedim uyanıklar, millet kanıp da 5 liraya emanete verdiği telefonu çaldırdı, halbuki içerde bataryayı çıkarıp telefonla dolaşabiliyorusunuz ve her türlü siyah tükenmez kalem, silgi, kurşun kalem ihtiyacı çok uygun fiyata, tıpkı kantinde olduğu gibi karşılanabiliyor. İşte bazı şerefsizler dışarda kutu içinde bağıra bağıra sınavda lazım olacak diye kalem, silgi satıyolardı. Çay tezgahı açan, askerlik malzemesi reklamı yapan, jilet satan, hatta berber masası getirip saç sakal traşı yapan bile vardı. Seyyarlardan köftecinin biri 3 günde 4000 lira kazanıyorum deyince var uyanıklara bak dedim içimden. İçeriye alım 100 kişilik gruplar halinde okul önü bekleme yasak olduğu için yolun karşısında 5'er li sıra yapıp bir askerin eşliğinde yapılıyordu. Girmeden önde üst baş araması çok da sağlam olmasa da yapıldı, içeriye girdikten sonra asteğmenin yanında bekleyiş başladı. Her gruba bir komutan liderlik yaptı, önce tribünde dinlendirildik, kimisi kantin kamyonundan karnını doyurdu, kimisi tuvalet ihtiyacını giderdi, ardından oturduğumuz yerden kalktık yine 5'er li sıra yaptık nizami şekilde, tabi millet sanki hayatında daha önce beden dersinde hiç kol hizasında sıra yapmadığı veya işi ciddiye almayarak davrandığı için her sıra bozup toplamak bir 30 dk kadar sürdü. Eser Astekle birlikte kantin binasının karşısında çayır çimene geldik, elimizdeki zarfı açtıktan sonra verilen 3 adet izin kağıdını doldurduk, adres, tel no., ad soyad, imza, tabib binbaşı gibi alanları diz üstünde veya başka birinin sırtında çömelerek yazdıktan sonra içeri girip, bilgisayar başında bekleyen erlere tc. kimlik noyu verip listede olduğumuzu onaylattıktan sonra sağlı sollu arkada masalarda bekleyen bayan memurlara da evraklarda bir eksiklik olmadığını kanıtlayıp onay işareti olarak dandik kırmızı kalemle check aldıktan sonra yeni sıra alma kuyruğuna girdim. Bu sırada bilgilerini yazamayan, zarfını açarken aday formunu yırtan, sınav kağıdını tükenmez kalemle dolduran bazı mal açık öğretim mezunları da içerdeki masalarda bütün bilgilerini yeniden girdiler tabi bu arada vakit kaybettiler. 14. grup olarak girmeme rağmen aldığım sınav aday numarası 31308 oldu 13. grubun başlarında yer aldım, bina çıkışı bu sefer 5'erli ve düzgün sıralı bir sıraya girdik. 100 kişilik grup tamamlandıktan sonra diğer bir kantin binasında yer olmadığını sanıyorum ki,ki önümüzde sağımızda solumuzda saat 10.00 da giren diğer 3 grup da bekliyordu, okulun yeşilliğinde satranç sahasının arkasında bir yere konumlandık, tabi konumlandığımız yerde millet yine sırayı bozdu sağolsunlar, bi taraftan da yüz kişiden adres tel no ad soyad yazılmakta bi listeye yine. Bu arada komutanımız bizi kıdemli başçavuşa çok geyik hafif toparlak bi elemana teslim etti. Eleman çok geyikti, bundan sonraki seyahatimiz boyunca her ne kadar çişe giden, birbirini kaybeden malları beklesem de hiç canım sıkılmadı. Beklerken bi taraftan yağmur da yedim biraz, sonra yakıcı bi güneş açtı, saat 13.00 sularıydı, yavaş yavaş ayakta beklemekten yorulmaya başladı millet. Derken sıra bize geldi, tabib binbaşı bi açıklama yaptı, buna göre konservatuvar mezunları, balık adamlar, veteriner doktorlar, akademisyenler, uzak mesafe vardiya mühendisleri ne demek istiyorlarsa artık veya askeri bir hastene tarafından onaylanmış bir hastalığı olan adaylar şanslıydı. Bina girişinde binbaşıdanda dandik bir karalama imza aldıktan sonra sırayla koltuklara geçtik. Bu arada adam yaşlı çizgiroman kahramanı gibi bir tipti,siyah pelerinle beyaz üniformayla etrafta dolaşıyordu. Aklıma gelmişken bizim grupta bir piyanist şantör, bir de tiyatro mezunu, bir de askerliğini yaparken 10. ayında açık öğretim bitirmiş, 2 ay yapmaktan kurtulmak için bu maratonu veya bu eziyeti çekmeye gelmiş bir vatandaş da vardı,bunlar 1 2 sayfa daha evrak doldurdular, biz doldurmasak da grup olarak onları bekledik tabi. Oturduğumuz sırada diğer bir asteğmenin verdiği nutukla doldurduğumuz izin kağıtlardan birini cebe attık, zarftan çıkan diğer zımbalı belgeleri birbirinden ayırıp hepsinin üstüne aday numaramızı yazdıktan sonra sırayla masada yeni zarf işlemlerini yapan erlerin olduğu yere yöneldik. Burada izin belgesinin birini en başta teslim ettik, öbür belgeleri de yeni zarfa dolduran askere verdik, son masada da isim soyisim atıp yeniden dışarda sıra olduk. Kısa kesiyim, sıkıldık lakin. En sonunda dersliklerin olduğu yere yöneldik 100 kişinin sırayla yerleşmesinden, soru kitapçıklarının verilmesinden sonra sınav 15.00' te başladı. 50 karmakarışık türkçe mi matematik midir ne olduğu belli olmayan genelde genel kültür sorusu olan sorulara bir göz gezdirdim. Cevap kağıdına çiçek çizmeyi düşünüyordum aslında, ama komutanın yaptığı elinizden geldiğini yaparsanız istediğiniz şekilde (kısa veya uzun dönem) askerlik yaparsınız şeklindeki açıklamasından sonra soruları her ne kadar gürültüden, güneşten ve mantıksız beklemelerden dolayı beynim yerinde olmasa da bir boş bırakarak yaptım. Bu arada 1 yanlış 0.25 net götürüyordu ve bir önceki dönemdeki sorularla aynı değilmiş etraftaki kısa dönemlerin söylediği sorular yoktu. 1 saat sonra sınavdan çıkıp tekrar 5'er li sıra yaptığımızda işimiz artık bitti ümidiyle çavuşun arkasından yürürken neden tribünde beklemeye gittiğimizi sorduğumda yine canım sıkıldı. Üniversite mezunu gözükmesine rağmen bazı malların formu eksik doldurması gibi nedenlerle bütün cevap belgeleri tek tek kontrol edildiği için 30 dk kadar da yine tribünde bekledik. En sonunda yine sıra yapıp ayaklarımı hissetmemeye başladığım zaman okul kapısından dışarı adım attığımda saat tam 16.30'du. İçerde geçirdiğim tam 6 saat boyunca yaptığım işlem toplanırsa 90 dk, geriye kalan ise ayakta bekleme sürecinden ibaret. Yine aynı kombinasyonu kullanarak eve döndüğümde saa ise 19.00 idi. 1 nisan hakketten şaka gibi bir gün oldu bu sene şahsıma münasır...

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !